Tutulmayı bekleyen ruhlarımız mı mutlu olmayı isteyen yoksa bedenimiz mi? …. Neden mutlu değiliz biz? Neden bu acı çekme? Acı çektikçe daha da büyüyor yara… peki nereye kadar sürecek bu acı? Ruh bedenden ayrılınca mı?
gidenler bizden hep bir parça götürürler… o parçanın yerinde de derin izler kalır… herkesin bir yara izi vardır insanlardan gizlemeye çalıştığı saklamak için çok uğraştığı bir yara izi… herkesin bir yara izi vardır kimseye dokundurtmayacak kadar güzel olan baktıkça nefes alabiliyor olmanın kıymetini anlamanı sağlayacak bir yara izi… bu izlerle yaşamaya alışırsın.. bir sabah belki gün doğarken baktığında dışarı yaşamayı yeniden sevebilirsin ve bir gün elbet birileri o yara izlerine dokunur acın da biraz olsun hafiflemeye başlar…. L&M
aslında biz yanlış yerde yanlış zamanda yanlış insanlar tanıdık... o zamanlarda ve yerlerde karşımıza çıkan insanlar hayatımızın mutluluğunu çalan hırsızlardır.... mutluluk hırsızları... bütün hayat enerjini alır içinden sana yaşamak için bir sebep bırakmazlar... mutluluk hırsızları çaldıkları mutlulukları ne yaparlar ki? başkasının mutluluğu ile mutlu olabilirler mi ki? başkasının kurduğu hayali nasıl yaşayabilir ki? nasıl mutlu olur? aynı zamanda duyguları ile oynar bir çocuğun oyuncaklarla oynadığı gibi... aslında bizim en büyük sorunumuz derdimizi insanları kendimiz gibi görmemiz... bir insanın duyguları ile oynamak en büyük kötülüktür insana yapılabilecek... o insanda bırakılan izi kimse bilemez ne yaşadığını da... bir hayatı karartmak budur tam anlamıyla...
aslında insanların inanılmaz bir dünyası vardı her genç dönemlerinde... bir çocukken mesela inanılmaz bir hayalperesttir... o dünya o kadar güzeldir ki heyecanlıdır heyecanlıdır her şey... biraz büyüyüp okul çağına geldiğinde hayaller umutlar bir parça azalır... buna etken genellikle insanların birbirleri ile sokulan yarıştan dolayı olur... biraz daha büyüdükten sonra lise ve üniversite dönemlerinde bu sefer de diğer bir yarış başlar... hayatını büyük ölçüde şekillendirecek olan aslında hayatının yarısını geçmiş olan hiçbir gelecek kaygısı olmayan dönemden gelecek kaygısı olan bir döneme... istediğin gelecek olsun diye çabalarsın... bu çabanın sonucu genelde hep hüsran ile biter... istemediğin gelecek çıkar hayatına.... çocukluktan bu yana kurulan o dünya o kadar küçülmüştür ki elinde pek fazla bir seçenek kalmaz.... içindekileri iyi kullanmak istersin fakat mutluluğun yarısı artık geçmişte kalmıştır... o sıra hayatını biriyle birleştirirsin... o kişi ya senin bütün hayallerini tekrar...
Yorumlar